“Vatan Bağı” Al-elvandır Şiiri Üzerine İnceleme

«Vatan Bağı” Al-elvandır başlıklı şiirin ortaya çıkma tarihçesiyle ilgili söylentilere göre, Feth Ali Şah, Ağabeyim Ağa’nın isteği üzerine Tahran’da büyük bir bağ yaptırır; meyve ağaçlarına, çiçeklerine, kazına, ördeğine dek her şeyi Karabağ’dan getirttirir. Ağabeyim Ağa, ana yurdunun abuhavasını hissetmesi için bu bahçeye “Vatan Bağı” adını verir. Bahçeye dikilen bütün ağaçlar, çiçekler yabancı memleketin toprağına uyum sağlar, fakat bir tek Hâr-ı Bülbül çiçeğinin tohumu bitmez. Hâr-ı Bülbül çiçeğinin yalnızca Karabağ toprağında yetişen, kendisine vatan olarak yalnızca Şuşa’yı seçen nadide bir çiçek olduğuna inanılmaktadır.


Hâr-ı Bülbül’ün eksikliğinden hayal kırıklığına uğrayan Ağabeyim Ağa, hüzünlü Vatan Bağı Al-Elvandır (Quliyev, 1998: 76-77) başlıklı şiirini yazar:


“Vatan bağı” al-elvandır,
Yok içinde Hâr-ı Bülbül.
Neden her yerin elvandır,
Göğsün altı sarı, bülbül?!


Azerbaycan’da, Karabağ Hanlığında, İran’da baş gösteren siyasi olaylar, “Türkmençay”, “Gülistan” antlaşmaları sonucunda vatanının ikiye bölünmesi,
yakınlarının, ailesinin başına gelenler, “halkı, toprağı için anavatanından, aşkından ayrı düşüp, kurban verilen” Ağabeyim Ağa’nın “dertlerinin üstüne sağalmaz dert getirir” (Nəbiyeva, 2019: 117). Ağabeyim Ağa’nın kısmen de olsa teselli bulduğu “Vatan bağı”nda derdine merhem olabilecek Hâr-ı Bülbül çiçeğinin yokluğu, onun ümitlerini yok eder.


Seherin gülşen çağında,
Ne gezirsen bağı, bülbül?!
Okudun, ağlım apardın,
Oldun mene yağı, bülbül!

Bülbül, Hâr-ı Bülbülden, şair de vatanından ayrı düşmüştür. Maşukuna hasret kalan âşık bülbülün figanı, şairin kendi içinde bastırdığı haykırışları hatırlattığı için derdine dert katan bülbüle “aklımı başımdan aldın, bana yağı, düşman oldun” der.


Bülbül, sen dala çekersen,
Gözyaşım güle dökersen,
On bir ay cefa çekersen,
Bir ayı da zarı, bülbül.


Şair, bülbülün vücudu eğik şekilde gözyaşları akıtmasını mecazi şekilde ifade ederek, bülbülü “dal (د “(harfine benzetir. Bülbül “dal (د “(harfi gibi eğik durduğu için akıttığı gözyaşları da kendi yüzüne değil çiçeğin üzerine, sanki şairin kalbine dökülür. On bir ay cefa çekip gülün yüzünü görmeyen bülbül, bir aylık gül-çiçek mevsimini de Hâr-ı Bülbül olmadığı için ah naleyle geçirir.


Bülbül, geyibsen al, yeşil,
Kolların boynumdan aşır,
Ağlamak mene yaraşır,
Koy ağlayım bari, bülbül!


Şair, ağlamanın bülbülden çok kendisine yakıştığını söyler, çünkü bülbül daha serbesttir, şair ise gözyaşlarını daha çok içine akıtmaya mahkûmdur.


Bülbül, seni kim uçurttu,
Kim daldan dala kaçırttı,
Kim sana bade içirtti,
Kimler oldu saki, bülbül?

Siyasi-diplomatik bir rehine olarak ebediyen vatanından ayrı düşen şair, bülbülün kaderini de merak ederek onu kimlerin yerinden, yurdundan ettiğini, kimlerin saki olup ona bade içirdiğini sorar ki, buradan şairin kendisini badeli âşık olarak gördüğü söylenebilir.


Şiirin tamamı, eserin yazılma tarihçesiyle birlikte incelendiğinde, Ağabeyim Ağabacı’nın vatan hasreti ve özlemini hiç olmazsa birazcık dindirmek, dert yükünü hafifletmek çabasının hayal kırıklığıyla sonuçlandığı, eski yaralarının tazelendiği görülmektedir. Gurbette yazılan, şairin sıla hasretinin, kalp sızılarının duyulduğu bu şiir kısa sürede gönüllere kök salmıştır.

Beyler Memmedov’un ifade ettiği gibi, Ağabeyim Ağa’nın şiirlerinin özü, vatan sevgisi, ayrılık azabı, kara sevda ve iyi niyetlerden oluşmaktadır; bu şiirin de tutkulu, alevli ve kederli mısralarını onun şahsi faciasından, manevi acılarından, heyecanlarından ayırmak çetindir (Məmmədov, 1989: 16). Gerçekten de şairin kendi hayalini tam şekilde gerçekleştiremediğinden duyduğu yetersizlik, ümitsizlik ve çaresizlik duygularının mısralara dönüşmesi sonucunda meydana çıkan “Vatan bağı al-elvandır” şiirindeki dert, hasret, gam yükü ağır olduğu gibi genelleme yönü de oldukça güçlüdür. Bu şiir, sadece Ağabeyim Ağa’nın hayatını değil, hem de bütünlükte başı musibetler çekmiş, vatanı sürekli yabancılar tarafından yağmalanmış Azerbaycan halkının tarihî kader yolunu anlatan bir destan niteliğindedir.

(Devamı edecek)

Bu xəbəri paylaşın:
  • 35
  •  
  •  
  • 1
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •  
  •